"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bir Aşk Hikayesi

Size annemle babamın nasıl tanıştığını anlatayım. Babam Bursa pazarında çorapçılık yapıyor sene 1982, 25-26 yaşlarında delikanlı. Pazarda da çalışsam çok dikkat ederdim ne giydiğime. O zamanlar ispanyol paça meşhur. Bordo renge de bayılırdım diyor babam. Annem de bir pazar annesiyle gidiyor pazara.

Abileri ağır takılıyor tabi Arnavutluk da var. Beyaz çorap alacak onlara. Babamı görüyor. Saçlar omuzlarda. Bordo gömlek, siyah pantolon vardı üzerinde babanın diye anlatır annem. Alıyor çorapları gidiyor. Babam bayram arefesi olduğu için yoğunuz yüzünü bile görmedim o zaman diyor. Haftada bir kurulduğu için bir hafta zor geçti benim için diyor annem. Bir daha ki hafta tekrar gidiyorlar önünden geçip gidiyor. Bu sefer babam da görüyor tabi. Belki iki ay her hafta önünden geçtim gittim sadece birkaç saniye göz göze gelirdik, yeterdi ama yine de zor beklerdim pazarı diyor annem.

Babam soruşturuyor kimdir necidir diye. Bakıyor abilerin namı fena, kahve işletiyorlar. Gözlerine bakacak delikanlı da yok. Her akşam Bursa’nın bir ucundan diğer ucuna kahveye gitmeye başlıyor. Bir gün iki gün üç gün derken muhabbeti kuruyor. Dayılarım çok seviyor babamı. Babam da diyor ki beni sevsinler diye neler yapmadım; köyden özel çay bile getirttim.

Gel zaman git zaman dayılarım diyor ki anneme bir delikanlı var çok sevdik bir görüş bakalım sen de istersen olur bu iş. Annem üzülüyor tabi haberi yok adamın babam olduğundan. Ee eski zaman abilerine hayır demekten de çekiniyor. O hafta gitmiyor pazara. Başka adamla görüşeceğini sandığı için olmaz diyor, ayıp olur artık. Unutmak lazım. Babama da açıyorlar mevzuyu. O kadar mutlu oluyor ki o hafta annemin gelmediğini fark etmiyor. Haberi aldığım gün ne kazandıysam hepsiyle bir çocuk giydirdim diyor babam.

34 yıl sonra anlatırken bile gözleri parlıyor. Neyse görüşme ayarlanıyor. Mahallenin içinde bir pastahane. Babam çekmiş takımları, jilet. Annem bilmediği için kimin geleceğini salaş bir şekilde gidiyor. İki saat de geç kalıyor ki belki beklemez gider. Babam da bir saat erken gidiyor annemi bekletmemek için. Üç saatte heyecandan kaç çay içtiğimi bilmiyorum diyor. Annem geliyor pastahaneye bir bakıyor babam. Babam, görünce kollarımın uyuştuğunu biliyorum diyor.

Annem hala hayatımda o kadar mutlu olduğumu bilmem diye anlatır hep. Neyse koşup birbirlerine sarılmıyorlar tabi o zamanlar hoş değil böyle şeyler. Oturup yarım saat sustuk diyor babam. Sonra çözülüyor dilleri; konuşuyorlar, anlaşıyorlar. Herkes mutlu tabi. 34 yıl oldu hala mutlular.

Kaynak: Twitter (@jaimeamort)

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir